16 Şubat 2011 Çarşamba
6 Şubat 2011 Pazar
17 Aralık 2010 Cuma
1 Temmuz 2009 Çarşamba
30 Haziran 2009 Salı
'...Ağaçlar köklerinden söküldü. Eller ve cesetler götürüldü. Geriye sadece Thomas'ın anlamdan yoksun vücudu kaldı. Onun içine giren düşünce ise, boşlukla ilişki kurdu. '
2. bölüm sonu
karanlık thomas
maurice blanchot/sosi dolanoğlu
dansçıyı uyaran metin parçası..
bir de pina bausch'ın ölü bedeninin haberi...
fikr'i bulanıklık, sağlık belirtisi..
2. bölüm sonu
karanlık thomas
maurice blanchot/sosi dolanoğlu
dansçıyı uyaran metin parçası..
bir de pina bausch'ın ölü bedeninin haberi...
fikr'i bulanıklık, sağlık belirtisi..
5 Mart 2009 Perşembe
idans
gidemesek de, göremesek de
festival, bizim festivalimizdir...
la la la la laaaa...
iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali’nin ikincisi, Bimeras Kültür Vakfı’nının organizasyonuyla Mayıs 2009 boyunca meraklıları İstanbul’un çeşilti mekanlarında ‘zaman’ kavramı üzerine yoğunlaşan işlerle buluşturacak.
Mesela mı?
02-03/05 - Double Bill: Thierry de Mey, Light Music
Michele-Anne de Mey, 12 Easy Waltzes
20:30 garajistanbul
08/05 - Trio Ceres, Quatuor Pour La fin De Temps (O. Messiaen) -
20:30 Notre Dame de Sion
09/05 - Rachid Ouramdane, Loin...
20:30 garajistanbul
10/05 - deufert+plischke, Directory: Europe Endless and Directory: Songs of Love and War
20:30 garajistanbul
12-13/05 - Juan Dominguez, All the Good Spies Are My Age
20:30 garajistanbul
14-15/05 - Ong Keng Sen, The Continuum: Beyond The Killing Fields
20:30 garajistanbul
16-17/05 - Symposium on "Time" (some of the participants are Andre Lepecki, Janes Jansza, Rudi Laermans, Boyan Manchev, Geisha Fontaine, Myriam van Imschoot, Christophe Wavelet)
10:00-18:00 Istanbul Museum of Modern Art
17-18/05 - Ivana Muller, While We Were Holding It Together
20:30 garajistanbul
19-20/05 - Jonathan Burrows&Matteo Fargion, Speaking Dance
20:30 garajistanbul
21-22/05 - Walid Raad, My Neck Is Thinner Than A Hair
20:30 garajistanbul
23 -24/05 - Local artists' special program (including Zeynep Günsür&Movement Atelier with New Creation and Taldans with DoKUMAN)
Fransız Kültür ve garajistanbul
26-27/05 - Olga de Soto, Histoire(s)
20:30 garajistanbul
28/05 - Iguan Dance Theater, Radiodance
20:30 garajistanbul
28/05 - Annika Krump, Palma Kunkel singt Morgensterns Galgenlieder
22:00 Roxy
30-31/05 - Koosil-Ja, Dance Without Bodies version iDANS 2009
20:30 garajistanbul
30-31/05 - Eleonore Didier, Paris Possible
Çatı Stüdyo
02-03/06 - Andrea Bozic, Nothing Can Surprise Us
20:30 garajistanbul
daha ayrıntılı bilgi için http://idansfestival.blogspot.com/ adresini karıştırabiliriz.
festival, bizim festivalimizdir...
la la la la laaaa...
iDANS Uluslararası Çağdaş Dans ve Performans Festivali’nin ikincisi, Bimeras Kültür Vakfı’nının organizasyonuyla Mayıs 2009 boyunca meraklıları İstanbul’un çeşilti mekanlarında ‘zaman’ kavramı üzerine yoğunlaşan işlerle buluşturacak.
Mesela mı?
02-03/05 - Double Bill: Thierry de Mey, Light Music
Michele-Anne de Mey, 12 Easy Waltzes
20:30 garajistanbul
08/05 - Trio Ceres, Quatuor Pour La fin De Temps (O. Messiaen) -
20:30 Notre Dame de Sion
09/05 - Rachid Ouramdane, Loin...
20:30 garajistanbul
10/05 - deufert+plischke, Directory: Europe Endless and Directory: Songs of Love and War
20:30 garajistanbul
12-13/05 - Juan Dominguez, All the Good Spies Are My Age
20:30 garajistanbul
14-15/05 - Ong Keng Sen, The Continuum: Beyond The Killing Fields
20:30 garajistanbul
16-17/05 - Symposium on "Time" (some of the participants are Andre Lepecki, Janes Jansza, Rudi Laermans, Boyan Manchev, Geisha Fontaine, Myriam van Imschoot, Christophe Wavelet)
10:00-18:00 Istanbul Museum of Modern Art
17-18/05 - Ivana Muller, While We Were Holding It Together
20:30 garajistanbul
19-20/05 - Jonathan Burrows&Matteo Fargion, Speaking Dance
20:30 garajistanbul
21-22/05 - Walid Raad, My Neck Is Thinner Than A Hair
20:30 garajistanbul
23 -24/05 - Local artists' special program (including Zeynep Günsür&Movement Atelier with New Creation and Taldans with DoKUMAN)
Fransız Kültür ve garajistanbul
26-27/05 - Olga de Soto, Histoire(s)
20:30 garajistanbul
28/05 - Iguan Dance Theater, Radiodance
20:30 garajistanbul
28/05 - Annika Krump, Palma Kunkel singt Morgensterns Galgenlieder
22:00 Roxy
30-31/05 - Koosil-Ja, Dance Without Bodies version iDANS 2009
20:30 garajistanbul
30-31/05 - Eleonore Didier, Paris Possible
Çatı Stüdyo
02-03/06 - Andrea Bozic, Nothing Can Surprise Us
20:30 garajistanbul
daha ayrıntılı bilgi için http://idansfestival.blogspot.com/ adresini karıştırabiliriz.
17 Kasım 2008 Pazartesi
İlhami
Sanki bir yerlere götürüyor... Ya da geldiğimiz yerlerin muallaklağını azaltıyor:)Yazar demiş ki:
"Oysa berber, buna karşı çıkarcasına bir sigara yakmıştı az önce;derin bir nefes çekerek bir süre çevresine bakmış, sonra da kendi kendine, bir oturuş biçiminin içinde aynı anda kaç kişi oturur diye sormuştu. O saatte aklını böyle bir soruya takmasını saçma bulmuştu gerçi, gene de aynı duruşun içinde duran binlerce insanı düşünmekten kendini alamıyordu. Ona göre binlerce kişi, ayrı ayrı yerlerde birbirinden habersiz binlerce duruşu tekrarlıyordu böyle, binlerce duruşu bedenlerini köprü kılarak geleceğe taşıyordu. Aynı anda yolda yürümekten başka çaresi olmayan tuhaf birer yaratıktı insanlar; tekrarların tekrarlananın örtüsü olduğunu anlayamadan, aynı el sallayışların, aynı gülüşlerin, aynı yürüyüşlerin ya da aynı oturuşların içinden geçe geçe damaklarına bulaşan uzak bir serüven tadıyla dönüp dolaşıp aynı noktada yaşıyorlardı.
Berber, sigarasından derin bir nefes çekti yeniden; gözlerini hafifçe kapamış, o anda o andaki oturuş biçiminin içinde kimlerin bulunduğunu düşünüyordu."
...
Hasan Ali Toptaş "Gölgesizler"
2 Kasım 2008 Pazar
Noksan Dans Gururla Sunar: Mu'allaka Gelişim Süreci
birinin başlaması gerekiyordu...


Eylülün 2. haftası birden aklımız düştü GalataPerform Görünürlük Projesi. Benim 2 sene çalıştığım, diğerlerimizin de en azından ucundan köşesinden bir bulaşmışlığı olduğu, acemiliğimizde bize bir ev rahatlığı sunacak bu yerde bir şeyler yapmak hep vardı aklımızda. Neden şimdi olmasındı?
Bir İlyas ya da Esra çalışması sonrasındaydı. BuCafe'de terasta oturduk. Bir dansçının her öğün tüketmesi gereken bol patates kızartması, soğan halkası, börek, çörek gibi besin maddeleri sipariş etmiş, bekliyorduk. Burcu iletişimle ilgili bir performans tahayyül ettiğinden bahsetmeye başladı. Bunun üzerine konuştuk... konuştuk... Her zamanki gibi konuyu her yere bağlayıp bir milyon kişiye referans verdik. Ve ortada bir iskelet olarak belirmeye başladı Mu'allaka. Üç aşağı beş yukarı şöyle bir şeyler not almıştık:
Mu'allaka
Dans-Performans
20 dakika
Performansçılar: Beste Aksoy, Burcu Demir, Seda Erdural, Özge Uraz
Zygmunt Bauman duymadan görme halinin tedirgin ediciliğinden bahseder bir kitabında. Bizse her gün saatlerce yaşarız bu hali konuşmadan bir arada oturduğumuz insanlarla. Bu iletişim hep biraz noksan, bu yüzden de hep muallakta kalır.
İlk çalışmamızı iki hafta sonra Bümed'in küçücük bir odasında yaptık. Sandalyelerde oturup sırayla bir eylem için komut verdik. Sonra herkes bunlara uyan kendi hareket setlerini yaptı. Süreleriyle, aksanlarıyla vs. oynadık. Çok eğlenceliydi.:Sol bacak yana
:Sağ kol yukarı
:Kafa sola
:Popo yukarı
:Vücut diyagonale
:Sağ bacak yukarı
:Sandalyeye dön
:Kafa geri
:Kafa öne
:Dizler yere
:Eller sandalyeye
:Sandalyeyi çek
:Sandalyeye tırman
:Asker gibi ayağa kalk
:Swing
.........
O hafta 1 ya da 2 çalışma daha yaptık.. Genelde bu kısımla ilgilendik. Herkesin üzerine yansıyacak bir ağız fikrinin derinliklerine çekildik. Yansıyan görüntüyü bozmadan çoğaltma ihtimallerini araştırdık bulamadık. "Şimdilik" arkaya yansısın dedik. Müziğe karar verdik. Beste'nin Seda'yı çıldırtan şarkısını daha da delirtici bir hale sokacak, başını kendi topladığımız seslerle rastgelelikten ritme evriltecektik.Pazartesi akşamı gösteriyi sergileyeceğimiz TiyatroZ'ye toplantıya gittik. Sahneyi ölçtük. Defne'yle tanıştık. Provalarımızı ayarladık.
Sonra o haftanın kalan günlerinde 12lere kadar çalışıp bütün gösteriyi yaptık:).
Stres de yaptık. Panik de yaptık. Gevezelik de yaptık. Domuzluk da yaptık.
Hatta gösteri sabahı bir genel prova bile yaptık!!!

Neticede 18 Ekim Cumartesi günü, Tiyatro Z'de ilk eserimizi sevenlerimizle buluşturduk....

Neticede 18 Ekim Cumartesi günü, Tiyatro Z'de ilk eserimizi sevenlerimizle buluşturduk....
24 Ekim 2008 Cuma
Şizofren Dansçı Özge'nin Yürek Paralayıcı Maceraları
Bir varmış, bir yokmuş. Günlerden bir gün, şehirlerden bir şehirde mazlum ve mağrur bir dans topluluğu, topluluğun içinde bir Özge varmış. Ama ne Özge! Hem zeki, hem güzel, hem öyle, hem böyle, hem şöyle... Ama konumuz bu değil. Ne diyorduk efendim, oradan ağlayalım halimize...
Günlerden bir gün yine bir gösterileri varmış. Sonradan video kayıtlarının kendilerini ele verdiği üzere grubun bütün elemanları Beşiktaş'ta çaycıda keyfederken bu masum yavrucak öncü kuvvet olarak gösteri mekanına gönderilmiş. Biraz da gösteri sonrası karşı karşıya kalacağını bildiği aşırı ilgi sebebiyle istemeden de olsa fazla hevesli görünen Özge -ki kızımız akşamdan özenle kuaföre gitmiş, o zamanlar hiç adeti olmayan topuklu ayakkabılar falan giymiştir- yüzüne kondurmaya çalıştığı "ya alışığım ben böyle şeylere, yine gösteri yine gösteri üfff" bakışlarıyla fuayeye girmiş.
Bir görevlinin kendisine kibarca yönelttiği "Buyrun, kime bakmıştınız?" sorusu üzerine Özge, az vakti olan artiz tiplere has bir bakışla mekanı kolaçan ederken adamla göz göze gelmeden cevap vermiş: "Ya bizim gösterimiz var bu akşam, prova alacaktım... sahne müsait mi?"
Halbuki bu an hikayemizde bir dönüm noktası, adeta sonun başlangıcıymış. Zira taş kalpli, gaddar adam soğukkanlılığından taviz vermeden kısaca "yooo..." demiş.
Yooo....
Bu ses boşlukta yankılanmış.
Daha sonraki konuşmalar Türk filmlerinde 6 tane Emel Sayının döndüğü sahneler gibi görünmüş Özge'ye. Bir sürü adamlar, hatta telefonun ucunda yetkili ve bilgili bir kadın ağız birliği etmiş öyle bir şeyin programda olmadığını, zaten içeride dekorlar olduğunu, grubu hiç tanımadıklarını, Özge'nin oturup bir çay içmesi gerektiğini, zaten bu koreografların da nedense hiç telefonlarını açmadıklarını, tesadüfe bakın ki topluluktan kimsenin de gelmediğini, bu durumla ilk kez karşı karşıya kalmadıklarını, Özge'nin bir çay daha içip tatlı bir şeyler yemesi gerektiğini, Özge'nin iki saattir boşuna beklediğini, artık evine gitmesi gerektiğini, nedense hala kimsenin telefona cevap vermediğini, belki de Özge'nin çok yorgun olduğunu...." söyleyip durmuşlar.
Hayal meyal başka görüntüler de hatırlıyormuş Özge: vapurdan inen üç kişi. Kadıköy sokakları. Çinili Kafe. Bira. Akmar'ın orda buluşulan başka bir kişi. Konuşmalar. Gece. Hüzün. Elem. Keder...
Sonra polifonik bir zil sesi gelmiş. Özge cep telefonunun ekranında mitolojik bir kahraman olduğuna inanılan Olimposlu İlias'ın adını görünce dehşete düşmüş. Heyecanla açmış telefonu, ama telefon açılmamış, konuşmaya çalışmış sesi çıkmamış. Bu arada telefon hala çalıyormuş.
Özge uyanmış. Meğer hepsi bir rüyaymış.
Günlerden bir gün yine bir gösterileri varmış. Sonradan video kayıtlarının kendilerini ele verdiği üzere grubun bütün elemanları Beşiktaş'ta çaycıda keyfederken bu masum yavrucak öncü kuvvet olarak gösteri mekanına gönderilmiş. Biraz da gösteri sonrası karşı karşıya kalacağını bildiği aşırı ilgi sebebiyle istemeden de olsa fazla hevesli görünen Özge -ki kızımız akşamdan özenle kuaföre gitmiş, o zamanlar hiç adeti olmayan topuklu ayakkabılar falan giymiştir- yüzüne kondurmaya çalıştığı "ya alışığım ben böyle şeylere, yine gösteri yine gösteri üfff" bakışlarıyla fuayeye girmiş.
Bir görevlinin kendisine kibarca yönelttiği "Buyrun, kime bakmıştınız?" sorusu üzerine Özge, az vakti olan artiz tiplere has bir bakışla mekanı kolaçan ederken adamla göz göze gelmeden cevap vermiş: "Ya bizim gösterimiz var bu akşam, prova alacaktım... sahne müsait mi?"
Halbuki bu an hikayemizde bir dönüm noktası, adeta sonun başlangıcıymış. Zira taş kalpli, gaddar adam soğukkanlılığından taviz vermeden kısaca "yooo..." demiş.
Yooo....
Bu ses boşlukta yankılanmış.
Daha sonraki konuşmalar Türk filmlerinde 6 tane Emel Sayının döndüğü sahneler gibi görünmüş Özge'ye. Bir sürü adamlar, hatta telefonun ucunda yetkili ve bilgili bir kadın ağız birliği etmiş öyle bir şeyin programda olmadığını, zaten içeride dekorlar olduğunu, grubu hiç tanımadıklarını, Özge'nin oturup bir çay içmesi gerektiğini, zaten bu koreografların da nedense hiç telefonlarını açmadıklarını, tesadüfe bakın ki topluluktan kimsenin de gelmediğini, bu durumla ilk kez karşı karşıya kalmadıklarını, Özge'nin bir çay daha içip tatlı bir şeyler yemesi gerektiğini, Özge'nin iki saattir boşuna beklediğini, artık evine gitmesi gerektiğini, nedense hala kimsenin telefona cevap vermediğini, belki de Özge'nin çok yorgun olduğunu...." söyleyip durmuşlar.
Hayal meyal başka görüntüler de hatırlıyormuş Özge: vapurdan inen üç kişi. Kadıköy sokakları. Çinili Kafe. Bira. Akmar'ın orda buluşulan başka bir kişi. Konuşmalar. Gece. Hüzün. Elem. Keder...
Sonra polifonik bir zil sesi gelmiş. Özge cep telefonunun ekranında mitolojik bir kahraman olduğuna inanılan Olimposlu İlias'ın adını görünce dehşete düşmüş. Heyecanla açmış telefonu, ama telefon açılmamış, konuşmaya çalışmış sesi çıkmamış. Bu arada telefon hala çalıyormuş.
Özge uyanmış. Meğer hepsi bir rüyaymış.
22 Ekim 2008 Çarşamba
Yarı Açık Prova Üzerine Notlar
Bir kere üzerine düşünmeden yazılması gerekiyor ama insan yine de o halet-i ruhiyetin biricikliğini nasıl anlatabilirim diye düşünmeden edemiyor. Yorgunuz bir kere besebelli. Yüzlerde bir bitkinlik ifadesi; kollar, bacaklar desen zoraki hareket ediyor. Kaçıncı prova kimbilir? Sudan çıkmış balıkların "Her şey güzel olsun! Aman yüzümüzün akıyla çıkalım! Aman rezil olmayalım!" diye aldıkları kaçıncı tekrar? Müzikten midir nedir bir hüzün kaplamış hareketlerimizi. Kayıp aşkımız İlyas da biraz üzmüş bizi. Bir miktar heyecan... Bir miktar "acaba yarın ne olacak"lar... Bir miktar noksanlık... İşten çıkıp gelmişlik... Saat kimbilir kaç? Şaşkın ördek yavrularının eve dönme vakti çoktan geçmiş. Bir de paramız yok tabi her zamanki gibi... Ama olsun, paylaşırız biz, hep paylaştık... Bir de stüdyodaki görevli kadın sürekli saatine bakmasa... Vakit de ne hızlı geçer dans ederken. Sahi ya güzel zamanlar çabuk geçer zaten. Bunca olumsuzluğa rağmen tek arzusu dans etmek olan insanların bir şekilde (kaderin cilvesi mi desem, Quantum fiziği mi desem) bir araya gelmiş olmasının şerefine bile hızlı geçer dakikalar. Tek bir yürek çarpıntısı adımlarımızda, tek bir dilek... Emek.... Kendi emeğimiz, kendi varoluşumuzu teşhir etmek için inatla didinmemiz... Güzel zamanlar... Güzel insanlarla paylaşılan özel anlar. Kimse bilmez bizim dışımızda, kimse anlamaz belki ama bu eserin teşhir edilememesinde bile bizi anlatan bir şey var. O da bizim gibi biraz kaldı noksan... Ama Noksan olmak güzel şey... Noksan kalmak güzel şey...
Beste
Beste
21 Ekim 2008 Salı
30 Eylül 2008 Salı
İlyas yeniden... bitti artık bu son derken
İlyas yeniden... farklı sularda yüzerken (Kelebeklere gidemedik ya o açıdan.)
Garaj'da karşılaştığımızda pazar için sözleştik ve uzunca bir aradan sonra Boğaziçi Üniversitesi'nin pislikte rakip tanımayan Park 1 salonunda ders yaptık.
Yerlerin pisliğinden İlyas'ın favorisi yer setlerini yapamadık. Pliélerle swinglerle kol çevirme ve sırt çalışmalarıyla ısındıktan sonra en son çalışmada videosunu koyduğuma benzer bir set çalıştık. Bu sefer dönüşler, kalçayı kafayı serbest bırakma, off-balance hareketler daha ön plandaydı. Adeta bir yaprak gibi savruluptek nefeste 5 metre ilerledik. En sonunda ayaklarımızı birbirimizin kasığına yaslayıp birbirimizi taşıyarak esnettik.
Görüldüğü üzere ben de artık kombinasyon tarif edemiyorum. Video çıktı mertlik bozuldu, Beste geldi ciddiyetimi yel üfürdü.
Garaj'da karşılaştığımızda pazar için sözleştik ve uzunca bir aradan sonra Boğaziçi Üniversitesi'nin pislikte rakip tanımayan Park 1 salonunda ders yaptık.
Yerlerin pisliğinden İlyas'ın favorisi yer setlerini yapamadık. Pliélerle swinglerle kol çevirme ve sırt çalışmalarıyla ısındıktan sonra en son çalışmada videosunu koyduğuma benzer bir set çalıştık. Bu sefer dönüşler, kalçayı kafayı serbest bırakma, off-balance hareketler daha ön plandaydı. Adeta bir yaprak gibi savruluptek nefeste 5 metre ilerledik. En sonunda ayaklarımızı birbirimizin kasığına yaslayıp birbirimizi taşıyarak esnettik.
Görüldüğü üzere ben de artık kombinasyon tarif edemiyorum. Video çıktı mertlik bozuldu, Beste geldi ciddiyetimi yel üfürdü.
Düğüm Teorisi
Kesik kesik bölümlerden oluşan iletişim ağları farklı şekillerde birleştirildiklerinde farklı sonuçlar doğurabilir mi?
Bir salı akşamı streç dersinden sonra Beste ile Garaj'a gittik. Nurgül, İlyas ve Talin de ordaydı. Hep birlikte "Düğüm Teorisi"ni izledik.
Bir salı akşamı streç dersinden sonra Beste ile Garaj'a gittik. Nurgül, İlyas ve Talin de ordaydı. Hep birlikte "Düğüm Teorisi"ni izledik.Konsept ve koreografi: Beliz Demircioğlu Cihandide (Güneş Çağlar ile birlikte)
Dramaturji: Aylin Kalem
Ameliyat: Op. Dr. Ercan Cihandide ve Ekibi
Ses Tasarımı: Selçuk Artut
Monolog: Seven Bridges of Koningsberg
Dialoglar: Güneş Çağlar
Prodüksiyon: boDig
Düğümler, bunların çeşitli ebatlardaki (boyut olsa gerek?) uzaylarda ki çözülebilirlikleri üzerine bir şeyler söyleyip grubun aklını almayı çok isterdim. Ama ben bir garip siyaset bilimciyim boyut deyince kafam karışır, yanlış anlarım, spiritüel dünyalara kayar giderim.
Yukarıdaki açılış sorusu daha bir içine girilebilir benim için, hem de iletişimle bu kadar ilgilenirken (foreshadowing)... Doğrusunu söylemek gerekirse okuduğum kadarıyla teoriyle de çok bağlantısını kuramadım ama anlamama faktörümün de payı vardır bunda. Farklı şekilde birleştirilen bir şeyin farklı sonuç doğurabileceğini anlayabiliyorum, kuşkusuz. Ama bilekteki tendonu kesip diker gibi süreksiz, sıkıntılı, ve aslında bence son derece tutarlı işleyen iletişim ekonomisini nasıl farklı biçimlerde birleştireceğiz? Bir diyaloğun ya da jestin, söz gelimi, bağlamının dışına çıktığında her metin gibi kendini bozacağını öngörebiliriz, ama bu galeriye konulan pisuvar gibi bir araştırmanın ötesine geçer mi?
Yani, Garaj'ın kara kara -aslında o gün tebeşir tozlarıyla mavi mavi- atmosferinde ileri geri alınan ameliyat videosu gibi... Ama metaforik yanının ötesinde video seçimi biraz kafamı karıştırdı benim. Evet, çok çok güçlü bir görüntü. Ama bu görüntü nerede olsa bu kadar güçlü olacak. Demek istediğim, düğüm olmuş bir diyaloğu çözmeye çalışırken bir yandan gösterilen sağa sola bağlanan dokuların görüntüsünü acil serviş müdahale odasında az önce kaza geçirmiş birinin üzerinde de görsek aynı derecede etkileyecek bizi. Riskli yanı kimi zaman performansın önüne çıkabilmesi, kimbilir belki de hedeflenen budur....
Öte yandan performanslar, tekrarlar, tebeşir tozu gibi uçucu bir malzemenin kullanımı bu kadar yerinde kullanımı, sahnedeki izler... pek sahici, temsilden uzak geldi bana.
29 Eylül 2008 Pazartesi
Yine eskilerden bir Ayda seti.
sondaki taklalar için amma uğraşmıştık, şimdi adeta çocuk oyuncağı...
bu arada ben de beste kadar olmasa da bayağı bir kurgucu oldum hani..... geçişler meçişler :P
31 Ağustos 2008 Pazar
Bir başıma...
Son Ayda dersinde yapayalnızdım. Birden noksan olmadan tek başıma dans ettiğimi hayal ettim. Sonra da bir hüzünlendim bir hüzünlendim... Her nerde yaşıyor ve yaşatılıyorsanız orayı bırakıp da gelin yahu. Sizi kendi ellerimle amuda kaldıracağım. Danstan çıkar çıkmaz pasta yemeyi bırakacağım (Burcu sözüm sana;). Esneyemiyorum diye sizi darlamayacağım. Hadi gelin de Ayda'da topluca acı çekelim, özledim, yollarınızı gözledim.
Son ders bayağı iyiydi bu arada. Kaçıranlara ibret olsun. Tabi kamera olmadığı için çekemedim ama belki öbür hafta ona benzer bir şeyler yaptırır. Geçen hafta yaptığımız kollarla paralel şekilde diagonale zıplama hareketinin ardından ufak bir sıçramayla kolları önce sağda sonra solda topluyoruz. Ardından kolları iki yana açarak 1. poziyona geçiyor. Sonra da kelebek gibi uçup arı gibi sokuyorsunuz. Şu kombinasyon anlatma işinde Özge kadar iyi değilim ne yazık ki. Öyle artistik kelimeler de bulamıyorum yok piliye yok rondöcanp:) O yüzden iyisi mi olayı kurtarmak için fotoğraf falan koyayım ben.

Son ders bayağı iyiydi bu arada. Kaçıranlara ibret olsun. Tabi kamera olmadığı için çekemedim ama belki öbür hafta ona benzer bir şeyler yaptırır. Geçen hafta yaptığımız kollarla paralel şekilde diagonale zıplama hareketinin ardından ufak bir sıçramayla kolları önce sağda sonra solda topluyoruz. Ardından kolları iki yana açarak 1. poziyona geçiyor. Sonra da kelebek gibi uçup arı gibi sokuyorsunuz. Şu kombinasyon anlatma işinde Özge kadar iyi değilim ne yazık ki. Öyle artistik kelimeler de bulamıyorum yok piliye yok rondöcanp:) O yüzden iyisi mi olayı kurtarmak için fotoğraf falan koyayım ben.
30 Ağustos 2008 Cumartesi
Bir zamanlar Bümed
Bundan aylar aylar önceydi. Güneşli bir bahar günü dönüşlerini sürekli karıştırdığımız bir eser parçasını durmaksızın tekrarlayarak öğrenmeye çalışıyorduk. Nihayetinde ortaya henüz sindirilmiş yemek hissiyatı veren bir performans çıktı. Ben de üzerinde bir miktar oynayarak bu hazımsızlığı gidermeye çalıştım. Ha arkada, müzik setimiz olmadığı için orada bulduğumuz bir radyodan çalan salsa şarkısı var ama ben karizmayı dağıtmayalım diye müziği de değiştirdim. Bir de Özge olmasa bu kombinasyonu asla öğrenemezdim herhalde. Buyrun bakalım..
Beste
Beste
31 Temmuz 2008 Perşembe
Yaz Dönemi 4. Hafta
S a l ı - Steven ile Hiphop
*Son seriyi akışkan ve yerle uyumlu yapabilmemiz için dar ve geniş alanlarda bedeni büyük kullanarak birbirimizin üstünden altından geçtiğimiz bir doğaçlama çalışması yaptık.
*Dersin sonunda Dilek "istiyorum ki sizi tepe taklak edeyim, havalarda uçurayım." deyince anladım başıma gelenleri:)
İkişerli olup yüzyüze bakıp kendi müziğimizi oluşturup parande atarak ilerledik.
* Düz sıra olup önümüzdekine masaj yaptık, basınç uyguladık. Sonra iki gruba ayrıldık. Aktif olanlar yerde yatanların bedeninin muhtelif yerlerine biraz ağırlığını bırakarak baskı yaptı. Ama eklemlere yapmadık. Pasif olanlar için çok şahane anlardı.
C u m a r t e s i - Nurhan Nebioğlu
Ayda yurt dışında olduğu için Nurhan hocayla da bir ders yapabilme şansımız oldu. Gerçi kendisinden çok bahsettiğim için herkes onu gıyabında tanıyordu:).
Esneme ve ısınmayla başladık. Öne esneyerek geçtiğimiz roll, origami gibi katlanarak 90 derece yön değiştirdiğimiz hareket, diz üstü ve omuz taklası çalıştık.
3 set öğrendik. Birinde çalıştığımız omuz taklası, diğerinde diz üstü takla var. Omuz taklasında bacakları çok götürmeden üst bedeni kaydırmaya özen göstermemiz gerekiyor. Üçüncü set dönüş ağırlıklı. Burada double dönüş ve yarı-amudda ayak değiştirme de çalıştık.
Dersin sonunda bayağı bir sektik, sıçradık. Hem eğlendik, hem öğrendik.
Ne yazık ki Nurhan'ın akıl almaz temposu yüzünden videonun recorduna basacak bir an bile bulamadık. Yarın tüm setleri birbirine bağlayıp videosunu koyacağız.
Gene squasha kaldık ne acı. Ama noksan olduğumuz için sığmakta zorlanmadık. :)
*Nefes egzersizleri- Yerde sırt üstü yatıp göğse, diyaframa ve belimizin arkasına nefes aldık.
*Enerji akışı egzersizi- Daire olup egzersizi bir kaç kez giderek hızlanarak tekrarladık (sitbonesta bacaklar uzun, kollar önde/ contraction curve, dirsekler bükülü eller göğüste, dizler kırık/ eller yukarda, göğüs açık, bacaklar gergin, ayaklar point/ üst bedenin ağırlığını nefesle bacakların üzerine bırakıp ayakları tut/ enseye, bele, bacaklara seri biçimde vur)
*Ayaktaki egzersizler
1) Paralel pozisyonda sağ sol sağ sol omuz geriye/ sağ sol sağ sol kol yukarı/ roll down/ sırt üstü dizler yukarda/ sağa sola body half dönüş/ sağda dizüstü/ roll up eller kafadan yukarı uzayıp
2) Denge- Plié ile ikişer kez omuz, dirsek, kol çevir/ Plié ve kollarda aşağı yuvarlan/ Kalkarken 1. pozisyon releve kollar iki yanda açık/ ağırlık değişimi (4 syaı ortada- 4 sayı sağda sol ayak kalkarak- 4 sayı solda)
3) Zıplama
- 4 adım ilerle (sağ sol sağ sol) /ilki yerinde olmaz üzere sağa doğru dönerek 2şer kez sek yerine ilk yöne geri dön/ sol adımla başlayarak 4 adım ve aynısı sola
- İki adım ilerle, üçüncü sayıda bekle, 4te yerinde sek/ 5-6-7-8 sağ tarafa/ 1-2-3-4 sol tarafa/ 5-6 sağa büyük (180 derece)/ 7-8 geriye
*Set Geçen haftalarda çalıştığımız seti bir kaç kez daha yaptıktan sonra yön değiştirerek çalıştık Şöyle ki,
İlk hareketin ikinci kısmında sağa, İkinci hareketin ikinci kısmında arkaya, 4. hareketin ikinci kısmında sola, 6. hareketin ikinci kısmında öne dönmüş oluyoruz.
Bu çalışmayı araya 4er sayı koyarak 2 ya da 3 kez yaptık.
Ç a r ş a m b a - Dilek
Uzun zamandan sonra Malena'da olmak ne güzelmiş. Ayna, temiz yer, soyunma odası... Ağlamak istiyorum.
*Dilek ile çalışmaya yerde swing setleriyle başladık. Omuz karesini yerden kaldırmamaya çalışarak
1) knee tuck/ 4 swing/ V swoop/roll/ ve sırt üstü başlangıçtaki pozisyona dönünce aynısı diğer tarafa.
2) yan swingde kafa yerden kalkacak biçimde kolla ve omurgayla kapanıp açılma
3) aynısı dirsekten güç alıp daha da kalkarak
4) videosunu koyamadığım seri
*Nefes egzersizleri- Yerde sırt üstü yatıp göğse, diyaframa ve belimizin arkasına nefes aldık.
*Enerji akışı egzersizi- Daire olup egzersizi bir kaç kez giderek hızlanarak tekrarladık (sitbonesta bacaklar uzun, kollar önde/ contraction curve, dirsekler bükülü eller göğüste, dizler kırık/ eller yukarda, göğüs açık, bacaklar gergin, ayaklar point/ üst bedenin ağırlığını nefesle bacakların üzerine bırakıp ayakları tut/ enseye, bele, bacaklara seri biçimde vur)
*Ayaktaki egzersizler
1) Paralel pozisyonda sağ sol sağ sol omuz geriye/ sağ sol sağ sol kol yukarı/ roll down/ sırt üstü dizler yukarda/ sağa sola body half dönüş/ sağda dizüstü/ roll up eller kafadan yukarı uzayıp
2) Denge- Plié ile ikişer kez omuz, dirsek, kol çevir/ Plié ve kollarda aşağı yuvarlan/ Kalkarken 1. pozisyon releve kollar iki yanda açık/ ağırlık değişimi (4 syaı ortada- 4 sayı sağda sol ayak kalkarak- 4 sayı solda)
3) Zıplama
- 4 adım ilerle (sağ sol sağ sol) /ilki yerinde olmaz üzere sağa doğru dönerek 2şer kez sek yerine ilk yöne geri dön/ sol adımla başlayarak 4 adım ve aynısı sola
- İki adım ilerle, üçüncü sayıda bekle, 4te yerinde sek/ 5-6-7-8 sağ tarafa/ 1-2-3-4 sol tarafa/ 5-6 sağa büyük (180 derece)/ 7-8 geriye
*Set Geçen haftalarda çalıştığımız seti bir kaç kez daha yaptıktan sonra yön değiştirerek çalıştık Şöyle ki,
İlk hareketin ikinci kısmında sağa, İkinci hareketin ikinci kısmında arkaya, 4. hareketin ikinci kısmında sola, 6. hareketin ikinci kısmında öne dönmüş oluyoruz.
Bu çalışmayı araya 4er sayı koyarak 2 ya da 3 kez yaptık.
Ç a r ş a m b a - Dilek
Uzun zamandan sonra Malena'da olmak ne güzelmiş. Ayna, temiz yer, soyunma odası... Ağlamak istiyorum.
*Dilek ile çalışmaya yerde swing setleriyle başladık. Omuz karesini yerden kaldırmamaya çalışarak
1) knee tuck/ 4 swing/ V swoop/roll/ ve sırt üstü başlangıçtaki pozisyona dönünce aynısı diğer tarafa.
2) yan swingde kafa yerden kalkacak biçimde kolla ve omurgayla kapanıp açılma
3) aynısı dirsekten güç alıp daha da kalkarak
4) videosunu koyamadığım seri
*Son seriyi akışkan ve yerle uyumlu yapabilmemiz için dar ve geniş alanlarda bedeni büyük kullanarak birbirimizin üstünden altından geçtiğimiz bir doğaçlama çalışması yaptık.
*Dersin sonunda Dilek "istiyorum ki sizi tepe taklak edeyim, havalarda uçurayım." deyince anladım başıma gelenleri:)
İkişerli olup yüzyüze bakıp kendi müziğimizi oluşturup parande atarak ilerledik.
* Düz sıra olup önümüzdekine masaj yaptık, basınç uyguladık. Sonra iki gruba ayrıldık. Aktif olanlar yerde yatanların bedeninin muhtelif yerlerine biraz ağırlığını bırakarak baskı yaptı. Ama eklemlere yapmadık. Pasif olanlar için çok şahane anlardı.
C u m a r t e s i - Nurhan Nebioğlu
Ayda yurt dışında olduğu için Nurhan hocayla da bir ders yapabilme şansımız oldu. Gerçi kendisinden çok bahsettiğim için herkes onu gıyabında tanıyordu:).
Esneme ve ısınmayla başladık. Öne esneyerek geçtiğimiz roll, origami gibi katlanarak 90 derece yön değiştirdiğimiz hareket, diz üstü ve omuz taklası çalıştık.
3 set öğrendik. Birinde çalıştığımız omuz taklası, diğerinde diz üstü takla var. Omuz taklasında bacakları çok götürmeden üst bedeni kaydırmaya özen göstermemiz gerekiyor. Üçüncü set dönüş ağırlıklı. Burada double dönüş ve yarı-amudda ayak değiştirme de çalıştık.
Dersin sonunda bayağı bir sektik, sıçradık. Hem eğlendik, hem öğrendik.
Ne yazık ki Nurhan'ın akıl almaz temposu yüzünden videonun recorduna basacak bir an bile bulamadık. Yarın tüm setleri birbirine bağlayıp videosunu koyacağız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)